Bir sözleşmede karşılıklı edimler arasında oluşan aşırı oransızlık haline ne ad verilir ?

Cinar

New member
Aşırı Oransızlık: Sözleşmelerde Adaletsiz Dengeler ve Etkileri

Geçenlerde bir iş sözleşmesi imzalarken, taraflar arasındaki karşılıklı yükümlülüklerin ne kadar oransız olduğunu fark ettim. İlk başta, "Bunun adı ne olabilir?" diye düşündüm. Hem dürüstlük hem de profesyonellik gereği bu dengesizlik daha dikkatli gözlemlenmeli diye düşündüm. Zamanla öğrendim ki, böyle durumlara hukuk literatüründe "aşırı oransızlık" deniyor. Bu yazımda, karşılıklı edimlerin eşit olmaması, yani bir tarafın diğerine oranla aşırı derecede fazla yükümlülük altına girmesi durumunun, sözleşmelerde nasıl bir adaletsizlik yaratabileceğine dair düşündüklerimi sizlerle paylaşmak istiyorum.

Aşırı Oransızlık Nedir? Tanımı ve Hukukta Yeri

Aşırı oransızlık, bir sözleşmede tarafların karşılıklı yükümlülüklerinin birbirine orantısız olmasını ifade eder. Yani, bir tarafın edimi gereğinden fazla zorlu, karmaşık veya maliyetli olurken, diğer tarafın yükümlülüğü çok daha hafif ve kolay olabilir. Bu durum, hukuken geçerli bir sözleşme olsa bile adaletsizliğe yol açabilir. Türk Borçlar Kanunu’nda, sözleşmenin esaslı unsurlarının bozulması, özellikle aşırı oransızlık, "eşitsiz güç dengesinin" vurgulandığı bir olgu olarak karşımıza çıkar.

Adalet Arayışı ve Pratikteki Zorluklar

Birçok sözleşme, taraflar arasındaki dengeyi, genellikle pazarlık gücü, ekonomik koşullar ve iş ilişkilerinin doğası gibi unsurlara göre şekillendirir. Ancak bazen bu denge bozulur. Özellikle ekonomik gücü zayıf olan bir taraf, durumunu düzeltme amacına yönelik yapılan sözleşmelerde genellikle dezavantajlı konumda olur.

Kendi deneyimimden hareketle, daha önce çalıştığım şirketle yaptığım sözleşme, tarafların yükümlülükleri arasında ciddi dengesizlikler içeriyordu. Şirketin bana sunduğu imkânlar ve karşılıkta bana verdiği sorumluluklar, makul bir seviyenin ötesindeydi. Bu tür oransız yükümlülükler, başta hoş görünse de ilerleyen dönemlerde tatminsizlik ve gerilim yaratabilir. Aşırı oransızlık, taraflardan birinin haklarının ihlal edilmesine yol açarken, diğer tarafın haksız bir şekilde avantajlı konumda olmasına sebep olabilir.

Erkeklerin Stratejik Yaklaşımı: Adaletsizliği Düzeltmek İçin Çözüm Yolları

Erkeklerin stratejik ve çözüm odaklı bakış açıları genellikle bu tür durumları çözmeye yönelik farklı yollar sunar. İş dünyasında, daha çok erkeklerin bulunduğu bir ortamda, bu tür sözleşmelerde adaletin sağlanması daha çok "pazarlık gücü" ve "stratejik yaklaşımlar" ile şekillenebilir. Erkeklerin bu duruma yaklaşımı genellikle "çözüm bulma" odaklıdır. Örneğin, sözleşmeye dahil edilen oransız şartların dengelenmesi için daha fazla pazarlık yapmayı tercih edebilirler.

Bununla birlikte, sadece stratejik çözüm önerilerinin yeterli olup olmayacağı tartışmaya açıktır. Çünkü bazen pazarlık gücüyle bile söz konusu aşırı oransızlık engellenemez. Özellikle gelişmekte olan ekonomilerde, şirketler arasında çok daha güçlü bir pazarlık gücü farkı olabilir. Bu noktada, hukuki düzenlemeler ve denetim mekanizmaları daha etkin bir rol oynamalıdır.

Kadınların İlişkisel ve Empatik Yaklaşımı: Toplumsal Etkiler ve Etik Değerler

Kadınların, sözleşme ilişkilerinde genellikle daha empatik ve ilişkisel bir bakış açısıyla hareket ettiklerini söyleyebiliriz. Toplumsal etkiler, kadınların karşılıklı ilişkilerde duygusal zekâ ve etik değerleri daha fazla ön plana çıkarmalarına neden olabilir. Kadınlar, genellikle başkalarının haklarına saygı göstererek ve dengeyi gözeterek bir çözüm arayışı içine girmektedir.

Ancak, bu yaklaşım bazen aşırı oransızlık durumlarında yalnızca duygusal bir çözüm üretmekle kalabilir, hukuki çözümlerin gerekliliğini göz ardı edebilir. Kadınların toplumda genellikle daha ilişkisel bir tutum içinde oldukları ve karşı tarafın ihtiyaçlarını göz önünde bulundurdukları doğru olsa da, pratikte bu tür adaletsizliklerin düzeltilmesi için yalnızca empatik bir yaklaşım yeterli olmayabilir. Hukuki denetim ve karşılıklı yükümlülüklerin dengelenmesi adına daha kapsamlı yasal düzenlemeler gereklidir.

Güçlü Yönler ve Zayıf Yönler: Aşırı Oransızlık Durumuna Eleştirel Bir Bakış

Aşırı oransızlık durumunun güçlü ve zayıf yönleri üzerinde dururken, bu tür bir dengesizliğin, özellikle bir tarafın ekonomik açıdan dezavantajlı olduğu durumlarda, ağır sonuçlar doğurabileceğini unutmamak gerekir. Ancak, bu tür sözleşmelerin hukuki açıdan geçerli olabilmesi, aslında bazı açılardan “serbest irade” ve “ekonomik özgürlük” ilkeleriyle de çelişebilir. Diğer taraftan, aşırı oransızlık, şirketlerin iş gücü üzerinde yaratacağı baskı ve çalışanların ruh sağlığı üzerindeki olumsuz etkiler de göz önünde bulundurulmalıdır.

Sonuç ve Sorular: Gelecekte Aşırı Oransızlıkla Mücadele Nasıl Şekillenecek?

Aşırı oransızlık, sadece hukuki bir kavram olmanın ötesinde, sosyal ve psikolojik açıdan da önemli bir meseledir. Bu tür dengesizliklerin önlenmesi, yalnızca yasalarla değil, toplumun adalet anlayışıyla da şekillenecektir. Peki, gelecekte şirketler ve devletler, bu tür sözleşme adaletsizliklerini daha nasıl engelleyecek? Aşırı oransızlık gibi durumların toplumlar üzerinde oluşturacağı uzun vadeli etkiler neler olabilir?

Bu soruların yanıtları, hukuk sisteminin gelişmesine ve toplumsal değerlerin evrimine bağlı olarak şekillenecek gibi görünüyor.