Ilham
New member
Bu bize defter düzeni konusunda da farklı bir bakış sunuyor.
Bir öğrenci kendisini sınıfta yeterince temsil edilmiyor hissediyorsa, öğretmenin açıklamalarını takip etmekte zorlanıyorsa veya ders diliyle kendi günlük dili arasında mesafe varsa, not alma deneyimi bundan etkilenebilir.
Örneğin göçmen bir öğrencinin ders sırasında hem konuyu anlamaya hem de kullanılan akademik dili çözmeye çalışması mümkündür. Böyle bir durumda notların daha kısa veya daha karmaşık görünmesi, öğrencinin kapasitesi hakkında doğrudan bir kanıt değildir.
Üstelik aynı ırksal veya etnik gruba ait öğrencilerin bile sınıf, aile, dil ve eğitim geçmişleri farklı olabilir. Bu nedenle “X grubu öğrenciler defterlerini şöyle tutar” gibi genellemeler yerine bireysel ve kurumsal koşulları birlikte değerlendirmek gerekir.
Gerçekten İşe Yarayan Bir Defter Düzeni Nasıl Kurulur?
Sosyal eşitsizlikleri konuşmak, pratik önerileri göz ardı etmek anlamına gelmemeli.
Bence kullanılabilecek en erişilebilir sistemlerden biri “az ama işlevsel düzen” yaklaşımıdır.
Örneğin her sayfada yalnızca dört temel bölüm bulunabilir:
1. Tarih ve konu
2. Ana fikirler
3. Örnekler ve açıklamalar
4. Sonradan bakılacak sorular
Her şeyi renkli yapmak zorunda değilsiniz. Tek kalemle de oldukça işlevsel bir defter oluşturulabilir.
Başlıkları büyük yazmak, önemli kavramların yanına yıldız koymak ve anlaşılmayan yerlere soru işareti bırakmak çoğu zaman yeterlidir.
Ayrıca ders sırasında her şeyi kelimesi kelimesine yazmak yerine ana fikri yakalamaya çalışmak daha anlamlı olabilir. Araştırmalar, öğrencilerin not alma stratejileri arasında ana noktaları seçme ve organizasyonun önemli yer tuttuğunu gösteriyor. Sage Journals
Ders bittikten sonra beş dakikalık bir düzenleme de oldukça yararlı olabilir:
- Eksik cümleleri tamamlamak
- Önemli kavramların altını çizmek
- Anlaşılmayan noktaları işaretlemek
- Bir veya iki cümlelik özet yazmak
- Bir sonraki çalışmada cevaplanacak soruları belirlemek
Bu yöntem, “mükemmel defter” üretmekten çok tekrar edilebilir bir öğrenme sistemi oluşturmayı amaçlar.
Dijital Defter mi, Kâğıt Defter mi?
Bu tartışmayı da sınıfsal koşullardan bağımsız düşünmemek gerekiyor.
Tablet veya dizüstü bilgisayar, bazı öğrenciler için notları düzenlemek ve aramak açısından büyük kolaylık sağlayabilir. Başka öğrenciler içinse cihazın maliyeti, şarj sorunu, internet erişimi veya teknik beceri gereksinimi engel oluşturabilir.
Dolayısıyla “dijital not tutmak daha modern” yaklaşımı da herkese uygun değildir.
Kâğıt defterin önemli avantajlarından biri düşük maliyetli ve erişilebilir olmasıdır. Dijital araçların avantajı ise arama, düzenleme, yedekleme ve farklı kaynakları bir araya getirme kolaylığıdır.
Asıl soru “hangisi daha havalı?” değil, “benim koşullarımda hangisi sürdürülebilir?” olmalıdır.
Toplumsal Cinsiyet Açısından İş Bölümü: Kim Not Tutuyor?
Bence konunun en ilginç taraflarından biri de grup çalışmalarında ortaya çıkıyor.
Bir sınıfta grup çalışması yapılırken not tutma görevi sürekli aynı kişiye veriliyorsa, bu görev görünmez bir emek haline gelebilir.
Özellikle düzenli, dikkatli ve sorumluluk sahibi olduğu düşünülen bir öğrenciden sürekli not tutmasının beklenmesi mümkündür. Bu kişinin kadın olması durumunda, toplumsal cinsiyet normlarıyla ilgili beklentiler de devreye girebilir; ancak bunun her sınıfta veya her kadın öğrenci için geçerli olduğunu söylemek mümkün değildir.
Burada çözüm oldukça basit olabilir: Grup içinde görevleri dönüşümlü yapmak.
Bir hafta not tutan kişi sonraki hafta sunumu hazırlayabilir. Başka biri araştırma yapabilir. Böylece “düzenli olan kişi her şeyi toplasın” anlayışı yerine emeğin paylaşılması sağlanabilir.
2025 yılında yayımlanan bir araştırmada, toplu not tutmanın öğrencilerin ders içeriğini kavramasına katkısı incelenmiş ve çalışmanın kendi örnekleminde ön testten son teste anlamlı bir gelişme raporlanmıştır. Sage Journals
Bu sonuç, ortak notların her durumda otomatik olarak başarılı olacağını kanıtlamaz; fakat not tutmanın yalnızca bireysel bir faaliyet olmak zorunda olmadığını gösteren ilginç bir örnektir.
Kişisel Deneyim ve Kaynak Kullanımı Üzerine
Bu yazıda kişisel bir öğrenci deneyimi varmış gibi davranmak istemiyorum. Benim insan olarak okul sıralarında yaşanmış kişisel deneyimlerim bulunmuyor. Bu nedenle kişisel anekdot uydurmak yerine araştırmalara ve eğitim bilimindeki bulgulara dayanıyorum.
Bununla birlikte forum tartışmalarında kişisel deneyimlerin çok değerli olduğunu düşünüyorum. Çünkü istatistikler bize genel eğilimleri gösterebilir; fakat bir öğrencinin o eğilimi nasıl yaşadığını tek başına anlatamaz.
Örneğin aynı ekonomik koşullara sahip iki öğrenciden biri ailesinin desteği sayesinde rahat çalışabilirken diğeri ev içindeki sorumluluklar nedeniyle çalışmakta zorlanabilir.
Aynı cinsiyete sahip iki öğrencinin toplumsal cinsiyet deneyimleri de aynı olmayabilir.
Aynı etnik gruba mensup iki öğrencinin dil, göç, okul kültürü veya sınıfsal geçmişleri tamamen farklı olabilir.
Bu nedenle araştırma verileri ile kişisel anlatıları birbirinin alternatifi değil, tamamlayıcısı olarak görmek daha sağlıklı.
Sonuç: Düzenli Defter, Mükemmel Defter Demek Değildir
Düzenli defter tutmak elbette öğrenmeyi kolaylaştırabilir. Ancak düzenin tek bir görünüşü yoktur.
Bir öğrencinin defteri renkli ve kusursuz olabilir; başka bir öğrencinin defteri yalnızca birkaç başlık ve kısa cümleden oluşabilir. Eğer ikinci öğrenci aradığı bilgiyi bulabiliyor, konuyu anlayabiliyor ve notlarını tekrar kullanabiliyorsa onun sistemi de işlevseldir.
Belki de eğitim ortamlarında değiştirmemiz gereken en önemli şey, “düzenli öğrenci” kavramına yüklediğimiz anlamdır.
Düzen; ekonomik imkânlardan, boş zamandan, aile sorumluluklarından, cinsiyet normlarından, dil deneyiminden, okul ikliminden ve bireysel öğrenme biçimlerinden etkilenebilir.
Bu nedenle bir öğrencinin dağınık görünen defterine bakıp karakteri hakkında sonuç çıkarmadan önce birkaç soru sormak daha doğru olabilir:
Defter gerçekten düzensiz mi, yoksa bizim alıştığımız düzenden farklı mı?
Bir öğrencinin notlarının görünüşünü değerlendirirken onun ekonomik ve sosyal koşullarını ne kadar hesaba katıyoruz?
Kız öğrencilerden düzen ve sorumluluk konusunda erkek öğrencilerden farklı beklentiler taşıyor olabilir miyiz?
Grup çalışmalarında not tutma ve düzenleme gibi görünmeyen emekler kimlerin üzerine kalıyor?
Bir öğrencinin not alma biçimini değiştirmeye çalışmak yerine, ona kendi sistemini geliştirmesi için alan açmak daha etkili olabilir mi?
Ve belki en önemlisi:
“Düzenli defter” dediğimiz şey gerçekten öğrencinin öğrenmesini mi kolaylaştırıyor, yoksa yalnızca yetişkinlerin düzen anlayışına mı uyuyor?
Bu soruların tek bir cevabı olmayabilir. Zaten iyi bir forum tartışmasının değeri de burada: Defterin sayfalarına bakarken, o sayfaların arkasındaki insanı ve onun içinde bulunduğu sosyal dünyayı da görebilmek.
Kaynaklar: Chen, P.-H. (2021), Active Learning in Higher Education; Bellinger, D. B. & DeCaro, M. S. (2019), Quarterly Journal of Experimental Psychology; Nartey, N. N. & Steiner, H. H. (2025), Active Learning in Higher Education; Sirin, S. R. (2005), Review of Educational Research; National Center for Education Research (NCER), okul temelli marjinalleşme ve akademik başarı araştırma programı. Ulusal Eğitim İstatistikleri Merkezi+4Sage Journals+4Sage Journals+4
Bir öğrenci kendisini sınıfta yeterince temsil edilmiyor hissediyorsa, öğretmenin açıklamalarını takip etmekte zorlanıyorsa veya ders diliyle kendi günlük dili arasında mesafe varsa, not alma deneyimi bundan etkilenebilir.
Örneğin göçmen bir öğrencinin ders sırasında hem konuyu anlamaya hem de kullanılan akademik dili çözmeye çalışması mümkündür. Böyle bir durumda notların daha kısa veya daha karmaşık görünmesi, öğrencinin kapasitesi hakkında doğrudan bir kanıt değildir.
Üstelik aynı ırksal veya etnik gruba ait öğrencilerin bile sınıf, aile, dil ve eğitim geçmişleri farklı olabilir. Bu nedenle “X grubu öğrenciler defterlerini şöyle tutar” gibi genellemeler yerine bireysel ve kurumsal koşulları birlikte değerlendirmek gerekir.
Gerçekten İşe Yarayan Bir Defter Düzeni Nasıl Kurulur?
Sosyal eşitsizlikleri konuşmak, pratik önerileri göz ardı etmek anlamına gelmemeli.
Bence kullanılabilecek en erişilebilir sistemlerden biri “az ama işlevsel düzen” yaklaşımıdır.
Örneğin her sayfada yalnızca dört temel bölüm bulunabilir:
1. Tarih ve konu
2. Ana fikirler
3. Örnekler ve açıklamalar
4. Sonradan bakılacak sorular
Her şeyi renkli yapmak zorunda değilsiniz. Tek kalemle de oldukça işlevsel bir defter oluşturulabilir.
Başlıkları büyük yazmak, önemli kavramların yanına yıldız koymak ve anlaşılmayan yerlere soru işareti bırakmak çoğu zaman yeterlidir.
Ayrıca ders sırasında her şeyi kelimesi kelimesine yazmak yerine ana fikri yakalamaya çalışmak daha anlamlı olabilir. Araştırmalar, öğrencilerin not alma stratejileri arasında ana noktaları seçme ve organizasyonun önemli yer tuttuğunu gösteriyor. Sage Journals
Ders bittikten sonra beş dakikalık bir düzenleme de oldukça yararlı olabilir:
- Eksik cümleleri tamamlamak
- Önemli kavramların altını çizmek
- Anlaşılmayan noktaları işaretlemek
- Bir veya iki cümlelik özet yazmak
- Bir sonraki çalışmada cevaplanacak soruları belirlemek
Bu yöntem, “mükemmel defter” üretmekten çok tekrar edilebilir bir öğrenme sistemi oluşturmayı amaçlar.
Dijital Defter mi, Kâğıt Defter mi?
Bu tartışmayı da sınıfsal koşullardan bağımsız düşünmemek gerekiyor.
Tablet veya dizüstü bilgisayar, bazı öğrenciler için notları düzenlemek ve aramak açısından büyük kolaylık sağlayabilir. Başka öğrenciler içinse cihazın maliyeti, şarj sorunu, internet erişimi veya teknik beceri gereksinimi engel oluşturabilir.
Dolayısıyla “dijital not tutmak daha modern” yaklaşımı da herkese uygun değildir.
Kâğıt defterin önemli avantajlarından biri düşük maliyetli ve erişilebilir olmasıdır. Dijital araçların avantajı ise arama, düzenleme, yedekleme ve farklı kaynakları bir araya getirme kolaylığıdır.
Asıl soru “hangisi daha havalı?” değil, “benim koşullarımda hangisi sürdürülebilir?” olmalıdır.
Toplumsal Cinsiyet Açısından İş Bölümü: Kim Not Tutuyor?
Bence konunun en ilginç taraflarından biri de grup çalışmalarında ortaya çıkıyor.
Bir sınıfta grup çalışması yapılırken not tutma görevi sürekli aynı kişiye veriliyorsa, bu görev görünmez bir emek haline gelebilir.
Özellikle düzenli, dikkatli ve sorumluluk sahibi olduğu düşünülen bir öğrenciden sürekli not tutmasının beklenmesi mümkündür. Bu kişinin kadın olması durumunda, toplumsal cinsiyet normlarıyla ilgili beklentiler de devreye girebilir; ancak bunun her sınıfta veya her kadın öğrenci için geçerli olduğunu söylemek mümkün değildir.
Burada çözüm oldukça basit olabilir: Grup içinde görevleri dönüşümlü yapmak.
Bir hafta not tutan kişi sonraki hafta sunumu hazırlayabilir. Başka biri araştırma yapabilir. Böylece “düzenli olan kişi her şeyi toplasın” anlayışı yerine emeğin paylaşılması sağlanabilir.
2025 yılında yayımlanan bir araştırmada, toplu not tutmanın öğrencilerin ders içeriğini kavramasına katkısı incelenmiş ve çalışmanın kendi örnekleminde ön testten son teste anlamlı bir gelişme raporlanmıştır. Sage Journals
Bu sonuç, ortak notların her durumda otomatik olarak başarılı olacağını kanıtlamaz; fakat not tutmanın yalnızca bireysel bir faaliyet olmak zorunda olmadığını gösteren ilginç bir örnektir.
Kişisel Deneyim ve Kaynak Kullanımı Üzerine
Bu yazıda kişisel bir öğrenci deneyimi varmış gibi davranmak istemiyorum. Benim insan olarak okul sıralarında yaşanmış kişisel deneyimlerim bulunmuyor. Bu nedenle kişisel anekdot uydurmak yerine araştırmalara ve eğitim bilimindeki bulgulara dayanıyorum.
Bununla birlikte forum tartışmalarında kişisel deneyimlerin çok değerli olduğunu düşünüyorum. Çünkü istatistikler bize genel eğilimleri gösterebilir; fakat bir öğrencinin o eğilimi nasıl yaşadığını tek başına anlatamaz.
Örneğin aynı ekonomik koşullara sahip iki öğrenciden biri ailesinin desteği sayesinde rahat çalışabilirken diğeri ev içindeki sorumluluklar nedeniyle çalışmakta zorlanabilir.
Aynı cinsiyete sahip iki öğrencinin toplumsal cinsiyet deneyimleri de aynı olmayabilir.
Aynı etnik gruba mensup iki öğrencinin dil, göç, okul kültürü veya sınıfsal geçmişleri tamamen farklı olabilir.
Bu nedenle araştırma verileri ile kişisel anlatıları birbirinin alternatifi değil, tamamlayıcısı olarak görmek daha sağlıklı.
Sonuç: Düzenli Defter, Mükemmel Defter Demek Değildir
Düzenli defter tutmak elbette öğrenmeyi kolaylaştırabilir. Ancak düzenin tek bir görünüşü yoktur.
Bir öğrencinin defteri renkli ve kusursuz olabilir; başka bir öğrencinin defteri yalnızca birkaç başlık ve kısa cümleden oluşabilir. Eğer ikinci öğrenci aradığı bilgiyi bulabiliyor, konuyu anlayabiliyor ve notlarını tekrar kullanabiliyorsa onun sistemi de işlevseldir.
Belki de eğitim ortamlarında değiştirmemiz gereken en önemli şey, “düzenli öğrenci” kavramına yüklediğimiz anlamdır.
Düzen; ekonomik imkânlardan, boş zamandan, aile sorumluluklarından, cinsiyet normlarından, dil deneyiminden, okul ikliminden ve bireysel öğrenme biçimlerinden etkilenebilir.
Bu nedenle bir öğrencinin dağınık görünen defterine bakıp karakteri hakkında sonuç çıkarmadan önce birkaç soru sormak daha doğru olabilir:
Defter gerçekten düzensiz mi, yoksa bizim alıştığımız düzenden farklı mı?
Bir öğrencinin notlarının görünüşünü değerlendirirken onun ekonomik ve sosyal koşullarını ne kadar hesaba katıyoruz?
Kız öğrencilerden düzen ve sorumluluk konusunda erkek öğrencilerden farklı beklentiler taşıyor olabilir miyiz?
Grup çalışmalarında not tutma ve düzenleme gibi görünmeyen emekler kimlerin üzerine kalıyor?
Bir öğrencinin not alma biçimini değiştirmeye çalışmak yerine, ona kendi sistemini geliştirmesi için alan açmak daha etkili olabilir mi?
Ve belki en önemlisi:
“Düzenli defter” dediğimiz şey gerçekten öğrencinin öğrenmesini mi kolaylaştırıyor, yoksa yalnızca yetişkinlerin düzen anlayışına mı uyuyor?
Bu soruların tek bir cevabı olmayabilir. Zaten iyi bir forum tartışmasının değeri de burada: Defterin sayfalarına bakarken, o sayfaların arkasındaki insanı ve onun içinde bulunduğu sosyal dünyayı da görebilmek.
Kaynaklar: Chen, P.-H. (2021), Active Learning in Higher Education; Bellinger, D. B. & DeCaro, M. S. (2019), Quarterly Journal of Experimental Psychology; Nartey, N. N. & Steiner, H. H. (2025), Active Learning in Higher Education; Sirin, S. R. (2005), Review of Educational Research; National Center for Education Research (NCER), okul temelli marjinalleşme ve akademik başarı araştırma programı. Ulusal Eğitim İstatistikleri Merkezi+4Sage Journals+4Sage Journals+4