Motto ne demek örnek ?

Cinar

New member
Motto Ne Demek? Bir Hikâye Aracılığıyla Anlamak

Merhaba arkadaşlar,

Bugün sizlere bir hikâye anlatmak istiyorum. Belki de gündelik yaşamın içinde pek fazla farkında olmadığımız ama bizi etkileyen, hayatımızı şekillendiren bir kavramı—"motto"yu—anlatan bir hikaye. Birçok kez duymuşuzdur, birisi size "Bu senin mottoun mu?" diye sorar, belki yanıt veririz, belki de vermeyiz. Ama hiç düşündünüz mü, gerçekten motto ne anlama gelir? Ne işimize yarar? Hadi, bir hikaye üzerinden bakalım, belki siz de bir motto bulursunuz.

Bir Zamanlar, Küçük Bir Kasaba ve Bir Genç Kadın

Bir zamanlar, denizin kenarında, insanlar günlük yaşamlarını sürdürürken, kasabanın tek posta dağıtıcısı olan Elif vardı. Elif, yıllardır aynı kasabada yaşar, her sabah posta kutularını kontrol eder, yerel pazara gider ve akşamları aynı kahve dükkanında otururdu. Ama bir şey vardı, herkesin Elif'i tanıdığı o kasabada, Elif’in başka bir özelliği daha vardı: O, insanları çok iyi dinlerdi. Ne kadar zor durumda olurlarsa olsunlar, kasaba halkı bir şekilde Elif’e gelir ve içini dökerdi.

Elif, genç yaşına rağmen çok şey yaşamıştı. Ailesiyle, geçmişte büyük bir travma yaşamış, bunun etkilerini yıllarca üzerinden atamamıştı. Bir gün, kasabaya yeni bir postacı geldi; adı Efe’ydi. Efe, Elif’in yıllardır olduğu kasabaya, hem de ona benzer bir iş için gelmişti. Ancak Efe’nin yaklaşımı farklıydı. O, sürekli çözüm odaklıydı. Elif’e göre, her sorunun bir çözümü vardı; Efe’yi tanıyan herkes, onun bir tür stratejik düşünür olduğunu düşünüyordu.

Farklı Bir Yaklaşım: Stratejik ve Çözüm Odaklı Bir Zihin

Bir gün kasabaya bir kriz geldi. Kasaba halkı, kasaba meydanına inen büyük fırtına nedeniyle iletişim kopukluğu yaşadı. Elif, kasaba halkına yardım etmek için seferber oldu. Kimse Elif’i bir kaybolmuş umut arayan bir insan olarak görmedi. Onun mottosu basitti: "İletişim her şeydir." İnsanlar arasında kurduğu bağlar ve dinleme yeteneği sayesinde, kasabanın her köşesine yardım gönderebildi.

Efe ise, Elif’in bu yardım yaklaşımını sorguluyordu. Efe’nin çözüm odaklı yaklaşımı, her şeyin verimli ve hızlı bir şekilde çözülmesine odaklanıyordu. “Elif,” dedi bir gün, “Eğer senin yöntemlerini izlersek, kasaba halkı çözüme ulaşamaz. Bizim acil adımlar atmamız gerek, yoksa bu sorun büyür.”

Efe’nin bakış açısı netti: Çözümler üzerinden ilerlemek, kısa vadede sorunları çözmek. “Çalışma grupları kurmalıyız, her kişi bir alanda uzmanlaşmalı. Çalışanlarımızı organize etmeliyiz,” diyordu. Bu, gerçekten mantıklıydı. Ama Elif, “Ama ya insanlar da birbirlerine yardımcı olurlarsa? Ya herkes bir şekilde birbirine bağlanıp bu zorlukları aşarsa?” diyerek başka bir perspektif sunuyordu.

Birbirine Bağlanmak: Elif’in Empatik Mottosu

Kasaba halkı, Elif’in dinleyiciliği ve insanları birleştirici yaklaşımına hızla adapte oldu. Birbirini tanımayan insanlar, kasaba meydanında bir araya gelerek, birbirlerine fikirler sundular. Elif, bir yandan onların hikayelerini dinlerken, bir yandan da “Birlikte başarabiliriz” diyerek, insanlara bir güven verdi. Bu süreçte, herkesin katkısının değerli olduğunu hissettirdi.

Ama kasabada işler yolunda gitmeye başladıkça, Elif’in yaklaşımının Efe’nin çözüm odaklı bakış açısıyla örtüşmediği de fark edilmeye başlandı. Efe, “Her şeyin bir planı olmalı. Kimseye serbest bırakma. Eğer bizde bir eksiklik varsa, ya da bir şey yanlış giderse, çözümdeki en küçük boşluk, sorunun büyümesine yol açar,” diyordu. Ancak Elif, “Bazen bir şeylerin büyümesine izin vermek gerekir. İnsanlar büyür, bu yolda birbirlerinden öğrenir,” diyerek, farklı bir perspektif sundu.

Mottoların Gücü: Bir Karar ve Birleşim

Zamanla, kasaba halkı, Elif’in yaklaşımına da, Efe’nin çözüm odaklı düşüncesine de saygı göstermeye başladı. Ancak bir şey netti: Her ikisi de kendi hayatlarında önemli bir mottoya sahipti. Efe’nin mottosu “Başarı, planlamadan gelir”*di. Bu, gerçekten çok stratejik ve mantıklı bir yaklaşımken, Elif’in mottosu “İletişim ve bağ kurmak her şeydir”* de bir o kadar insanı birleştirici ve empatikti.

Bir gün, kasaba halkı için bir büyük karar verilmesi gerekiyordu: Kasabanın en büyük tarlasına ne yapılacağına dair bir oy birliği sağlanması gerekiyordu. Efe, tarlanın en verimli şekilde kullanılmasını savunuyor, Elif ise insanların birlikte karar alarak, herkesin fikrinin saygı gördüğü bir yaklaşım sunuyordu. Sonuçta, kasaba halkı, her iki görüşü de harmanlayarak bir karar verdi. Bu karar, kasaba halkının sadece birbirine bağlı olmasıyla kalmadı, aynı zamanda herkesin fikrinin alındığı, stratejiyle harmanlanmış bir çözüm oldu.

Sonuç: Mottoların Gücü ve Toplumda Yeri

Elif ve Efe, bir şekilde birbirlerinin bakış açılarını takdir etmeyi öğrendiler. İkisinin de hayatları, farklı mottolarla şekillenmişti. Ama sonunda şunu fark ettiler: Bir motto, sadece birey için değil, toplum için de güçlü bir araç olabilir. Herkesin bir mottoya sahip olması, kendi yönelimlerini, insanlarla olan ilişkilerini, hayata bakışlarını belirler.

Peki, sizin hayatınızdaki motto ne? Stratejik bir çözüm odaklı bakış açısı mı, yoksa empatik ve bağ kurmaya dayalı bir yaklaşım mı? Yoksa belki her ikisini harmanlayan bir yol mu izlersiniz?